29 Ekim 2011 Cumartesi

Alengirli Şiir

ben seni severim sevmesine de toplum buna hazır değil
nükleer denemeler kyoto sözleşmesi küresel ısınma falan.
belki sen çok küçüksün belki benim ruhum ölü
biraz nietzsche biraz kant kafan karışmış belki
parlıamanet'i de bozdular tutunacak dalımız mı kaldı?
pavyonda tanıdığım bilge bir pezevenk vardı!
kötü kitaplar okumak kötü yaşamak gibidir derdi.
iyi kitaplar okudum bir boka yaramadı..

ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum
durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar
sinemaya gitmeye ele ele tutuşmaya falan kalkarız
işin yoksa çiçek al,saç tara, parfüm sık.
küsmesi,barışması,ayılması,bayılması
hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması
meyhanede tanıdığım gerzek bir filozof vardı!
güzel kadınlar insanın ömrünü uzatır derdi.
bir sürü güzel kadın girdi hayatıma
hepsi ağzıma sıçtı..

ben seni severim belki de rabbim buna hazır değil.
her şeyin güzelini sever o ideal birliktelikler ister
seninle benim yan yana oturacağımız çekyata
ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik..
içime çöreklenmiş sığ bir sığır var benim.
ben seni severim sevmesine de
iş çıkarmasana şimdi ne gerek var güzelim..

23 Ekim 2011 Pazar

Şimdi sen gidiyorsun ya....


Gidim mi gitmeyim mi hangisi daha iyi derken Arda Umut gitti. Vedalaşmaları pek sevmem. Ama çok şükür hep hayırlı olacağını düşündüğüm için de içimin bir tarafı rahattır. Kocaman bir yazı yazabilirim ama Umut’un zamanında benle paylaştığı şiiri yollasam her şeyi anlatır heralde.


Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın…
“Nereden çıktın bu
vakitte”dememeli,
Bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında;
“Gözünün dilini”bilmeli;
Dinlemeli
sormadan,söylemeden anlamalı…
Arka bahçede varlığını sezdirmeden,mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi
Köklenmeli hayatında;
Sen,her daim onun orada durduğunu hissetmelisin.
İhtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine
yaslanabilmeli.
Kovuklarına saklanabilmelisin.
Kucaklamalı seni güvenli kolları.
Dalları bitkin başına omuz,

Yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı…
En mahrem sırlarını verebilmeli,
En derin yaralarını açıp
gösterebilmelisin;
Gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz…
Onca dalkavuk arasında bir tek o,
Sözünü eğip bükmeden söylemeli,
Yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.
Alkışlandığında değil sadece,
Asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli.
Övmeli alem içinde,baş başayken sövmeli
Ve sen öyle güvenmelisin ki ona,
Övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin,
“Hak ettim” diyebilmelisin.
Teklifsiz kefili olmalı hatalarının;
Günahlarının yegane şahidi…
Seni senden iyi bilen,sana senden çok çok güvenen bir sırdaş…
Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin.
Ve sen ağladığında,onun gözünden gelmeli yaş…

( CAN DÜNDAR )


Ve ben bu şiiri okurken ne kadar şanslı olduğumu bir kez daha anladım. İyi ki varsınız Emrah GÜLLÜOĞLU, Kasım ZOR, Mahmut KAYA, Mehmet AKAN, Mustafa AKAR....

24 Ağustos 2011 Çarşamba

hits of RAMAZAN - yerli

Aslında bu yaz türk pop müziği açısından çok sıradışı geçti.Böyle bir liste yapmak saçmalık fakat elimizdekilerle Serdar Ortaç ve Demet Akalın sız bir liste yapmak zorunda kaldık.Fazla bir şey beklememenizi öneririm sonuçda Serdar Oratç'ın damga vurmadığı bir yazdan hayır beklememek lazım.Bu listeye 3 şarkı biraz fazla oldu listeye alamadıklarımız üzülmesinler seneye çalışıp tekrar hazırlansınlar.Burdan murat'a(Dalkılıç) bir tavsiyem var; bu sene listeye giremediği için çok üzülmesin benim listemde yer bulurdu fakat Kasım hocasının gözüne pek giremediği için liste dışı kaldı.Seneye Kasım hocası için biraz daha fazla çalışması lazım.Kusura bakma Murat sonuçta sende 'Tan bir numarasın' dediği için kız arkadaşını döven birisin...Gelelim listeye:
1.Ajda Pekkan ft. Tarkan - Yakar Geçerim
Bu şarkıyı kantinlerde satılan kaşarlı tosta benzetiyorum.İçinde Tarkan olduğunu iddaa ediyorlar ama fark edersen şanslısın.

2.Hadise - Superman

3.Bengü - Aşkım

hits of RAMAZAN - yabancı

Ramazan aylarında sahurlarda normal ailelerden farklı olarak bizim evde kanal 7 deki ağlayan hocam yerine müzik kanalları açık olur.Artık bu saatten sonra sahura kalk(a)mayacağım için ramazanın hitlerini açıklayabilirim.İlk listem yabancı:

1.The Black Eyed Peas - Don't Stop The Party


2.Pitbull - Give Me Everything ft. Ne-Yo, Afrojack, Nayer


3.Adele - Rolling In The Deep

17 Temmuz 2011 Pazar

NTV de değişim başlamış. Kanalın ağır topları Mirgün CABAS, Banu GÜVEN, Can DÜNDAR tatile gönderilmiş. Banu GÜVEN bugün twitter hesabında karşılıklı anlaşarak kanaldan ayrıldığını açıklamış. Bakalım NTV nasıl bir değişimin içine giriyor.


Şike iddiaları gündemi sarsarken Rıdvan DİLMEN ortada yok. Yorumda da bulunmuyor NTV Sporda programa çıkmıyor. Hayırdır inşallah….


61. hükümetin ustalar dönemi olacağı söylenmişti. Ama İçişleri ve Milli Savunma Bakanlıklarına atanan isimler (tecrübesiz olduklarını düşündüğüm için) beni şaşırttı. En önemlisi ise intihal yaptığı için Üniversitelerde Öğretim Üyesi Olarak Görev Yapamayacağı mahkeme kararıyla kesinleşmiş birinin Milli Eğitim Bakanı olması ise büyük bir hayal kırıklığı yarattı.


Edirne Keşan da vatani görevini yapan ZOR çocuk KASIM’a sevgilerimle….


Haftanın sözü: Ne zaman yere düşmüş güzel bir kız görsem; üç kere öpüp yolun kenarına bırakasım geliyor. Nimet ya ondan!!!!


Ankara'da 5 esnaftan 3'ü esnaflığın ne demek olduğunu bilmiyor. Ne de olsa Ankara bebeleri bizim gibi şehrin asi çocukları olamazlar....


Bu şekilde her telden çalmayı ise AUS’ dan öğrendim.

28 Mayıs 2011 Cumartesi

SEÇİM-2


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan seçim mitinginde eğer seçimi kazanamazsam istifa edeceğim diyerek Kemal Kılıçlardaroğlu’na hodri meydan dedi. Kılıçdaroğlu’na kazanamaması durumunda istifa edecek misin diye sordu? Kılıçdardoğlu böyle bir söz veremedi. Sadece CHP’nin oyları düşerse istifa ederim demekle yetindi. Belki bazıları bu yorumu abartılı bulabilir ama bence bu söz bile CHP başkanının seçimi kazanamayacağının bilinç altında yattığını gösteriyor….

BİR İNSAN NASIL BU HALE GELEBİLİR...

15 Mayıs 2011 Pazar

Seçim



Türkiye 24. Dönem milletvekili seçimine gidiyor. Ve ben bu sürece bayılıyorum. Meydanda liderlerin birbirleriyle atışmaları, müzikler, flamalar ve daha nice şeyler.... Son 28 gün. Ben şu anki şartlara göre tahminimi yapıyorum. Siz değerli okuyucularımız da yorumlarında tahminlerini yazsın.



%44 Adana dan 7 milletvekili çıkartır






%30 Adana dan 5 Milletvekiki çıkartır






%12 Adana dan 2 milletvekili çıkartır




(Belki 1'ini bağımsız aday kazanır.)

16 Nisan 2011 Cumartesi

Sevdiğim Şarkılar # 1



Üstad blogerlar gibi 'sevdiğim ... ' adında bölüm biraz farklı durdu biliyorum
ama bundan sonra 'Sevdiğim Şarkılar'(genelde benim sevdiğim
şarkılar beğenilmez ama )
adlı bir köşe yayınlamak
istiyorum umarım beğenilir.maksat paylaşım olsun ...

5 Nisan 2011 Salı

kadınlar ve futbol


Dünya'da ofsaytı anlatmayı isteyeceğim son kadın!

30 Mart 2011 Çarşamba

# Peter Handke


"...... Kendimi kıldım.
Kendimi kendim olan kıldım.
Değiştim. Başka biri oldum.
Öykümden sorumlu oldum.
Başkalarının öykülerinin sorumluluğuna ortak oldum.
Diğer öyküler arasında bir öykü oldum.
Dünyayı kendi dünyam yaptım. Akıllı oldum.
Artık yalnız doğayı izlemek zorunda değildim.
Kuralları uygulamak zorundaydim. Zorunluydum.
İnsanların eskiden beri var olan kurallarını uygulamak zorundaydım.
Bir şeyler yapmak zorundaydım.
Bir şeyleri bir köşeye atmak zorundaydım.
Oluruna bırakmak zorundaydım.
Kuralları öğrendim.
Kuralların eğretilemesi olarak kurallar tuzağını öğrendim.
Davranış kurallarını ve düşünme kurallarını öğrendim.
İçselliğin ve dışsallığın,
Nesnelerin ve insanların kurallarını öğrendim.
Genel ve özel kuralları öğrendim.
Bu dünyanın ve öteki dünyanın kurallarını öğrendim.
Kuralları ve kuralların istisnalarını öğrendim.
Temel kuralları ve onlardan türetilen kuralları öğrendim.
Zorunlu olmayi öğrendim.
Toplumsal olabildim.

Ben oldum: zorunluluklar başladı.
Kendi ellerimle yiyebilecek duruma geldim:
üstümü başımı kirletmekten kaçınmak zorunda kaldim.
Başkalarının yaşam biçimlerini benimseyebilecek durumu geldim:
kendi ters yaşama biçimimden kaçınmak zorunda kaldım.
Sıcağı ve soğuğu ayırt edebilecek duruma geldim:
ateşle oynamaktan kaçınmak zorunda kaldım.
İyiyi kötüden ayırabilecek duruma geldim:
kötülükten kaçınmak zorunda kaldım.
Oyunu kurallarına göre oynayabilecek duruma geldim:
oyunun kurallarına aykırı olmaktan kaçınmak zorunda kaldım.
Yaptıklarımdan doğru olmayanları görebilecek
ve bu görüşe göre davranabilecek duruma geldim:
kötü davranmaktan kaçınmak zorunda kaldım.
Cinsel gücümü kullanabilecek duruma geldim:
cinsel gücümü yanlış kullanmaktan kaçınmak zorunda kaldım ...."

Peter Handke'nin bir tiyatro oyunundan alıntıdır.

29 Mart 2011 Salı

Zeki...

Cenaze namazı 4 tekbir ile kılınırmış bugün bunu öğrendim.

İlk tekbiri alıp dua okuduk. Ben sadece dua okumadım. Okulun o ilk gününü düşündüm. Tüm eğitim hayatım boyunca 8 okul değiştirdim. Bende şöyle bir şey var, okulda ya da kursta ilk kimle tanışıp muhabbet edersem onunla arkadaşlığım uzun süreli olmuyor. Her seferinde ilk gün tanıştığım kişi hakkında "ne iyi biri lan, daha ilk günden iyi bir arkadaş buldum" diyorum ama çok geçmeden ne gıcık biri olduğunu anlıyorum. Ama Zeki öyle değildi. Bu tuhaf istatistiği bozan tek kişiydi.

Boş sınıfta bir tek o vardı. Merhabalaştık. Okulun ilk günü diye fazla gelen giden olmadı bütün gün muhabbet ettik. Servislere binme vakti gelmişti. Baktım aynı servise binmişiz. Yarım saat sonra aynı durakta indik. Meğer bizim evden iki sokak ötede oturuyormuş. Bir yıl boyunca en iyi arkadaşım oldu. İlk tanışıp da bağlantımı kesmediğim tek insandı Zeki.

İkinci tekbiri alıp dua okuduk. Karşımda beyazlar içinde yatıyordu. O an aklıma "Çılgınbatur" geldi. Çılgınbatur bir at. Diğer bütün atlar gibi onun da güzel bir adı var. Bembeyaz bir at. Bir gün öğleden sonra okuldan kaçıp internet kafaye gitmiştik. Yolda ganyan bayi görüp içeri girdik. Hayatımda ilk defa bir ganyan bayine giriyordum. 6'lı oynamaya yeltendim ama ilk koşuyu kaçırmışız. Ancak 3'lü oynayabileceğimi öğrendim. İlk ayağa en yüksek puanlı tek atı yazıp geçtim. İkinci ayakta da aynısını yaptım. 3. ayakta gene en yüksek puanlı atı yazdım. Ordan Zeki "Çılgınbaturu da yaz bence" dedi. "Neden lan" dedim. "Ben bu atı duyduydum" dedi. Atın puanı 0 (sıfır)'dı. "Tamam madem" diyerek o atı da ekledim 20 küsür atın koştuğu son ayağa. Sonra ordan ayrılıp internet kafeye gittik. Bana mirc'e girmeyi öğretti Zeki.

Üçüncü tekbiri alıp dua okuduk. "Beynimi sikim" diyordum kendi kendime. Neden daha önce gitmedimki ziyaretine. Dünya'nın en aptal adamıyım. Çocuk aylardır Antalya'da kanser tedavisi görüyor ve ben bir fırsatını bulup gidemedim. Yakınlarından durumunun kötüleştiğini öğrendim, üstelik beni soruyormuş "Umut gelmeyecek mi" diyormuş. Hemen Salı gününe biletimi aldım. İçinde birlikte olduğumuz bir fotoğrafı Pazartesi günü çoğaltıp çerçeveletip ona hediye olarak götürecektim. Kısmet olmadı, Pazartesi sabah "Zeki'yi kaybettik" mesajını aldım. Ölümünü bekliyordum zaten ama bir kez daha "Beynimi sikim" dedim.

Son tekbiri alıp omuzlarımızda duran meleklere selam verdik. Sonra tabutu omuzladık. Gömdüler. Üstüne toprak attık. Yasin okundu.

O günkü at yarışlarını evde izlemiştim. İlk iki ayak tutmuştu. Hemen Zeki'yi arayıp "son ayak da tutarsa kazanıyoz lan" dedim ve hemen Trt 4'ü açmasını söyledim. Yarışı sıfır puanlı Çılgınbatur 'beyaz bayrak ayna' yaparak kazandı. Yani çıktığı gibi kimseye geçilmeden birinci oldu. Bu tabiri de o gün öğrenmiştim. Ertesi gün 6.5 liramı alıp 3 lirasını Zeki'ye vermiştim. lise 1 talebesi için iyi paraydı. Bugünün 30 lirası falandır.

Vay Zeki vay...Ölümüyle beni o kadar büyük bir vicdan azabıyla baş başa bıraktı ki anlatamam. Tanıdığım en temiz adamlardan biriydi. Ne yani şimdi ben onun numarasını telefonumdan silecek miyim? Cennete gideceğine eminim ama önce kendimi öldüğüne inandırmam gerekiyor.

23 Mart 2011 Çarşamba

Sen Gittin Adın Kaldı...



" Güzelliğin on par'etmez
Bu bendeki aşk olmasa
Eğlenecek yer bulaman
Gönlümdeki köşk olmasa "


Aşık Veysel, sen benim için hiç tanımadığım dedem gibisin, nedendir bilmem ne zaman seni dinlesem sana dair bir şeyler okusam sanki bir dedenin çocuğa bir masal anlatışı veyahut bir deneyimini anlatışı resmeder gözümün önünde. Bundandır ki ben de seni hep dedem gibi hissetmişimdir.

Sen görme yetini kaybetmiştin, bir çoklarımız bu yeteneğe halen sahip olmasına karşın, hayata sırt çevirebiliyor iken sen daha da sarıldın. İnsancıllığın olsun dünya görüşün olsun tam bir Anadolu insanısın.


Her insan bir gün bu dünyayı terk ettiğinde hatırlanmak ister elbet, dedem sen bunu başardın. 38 yıl geçmiş halen senin şiirlerin okunmakta ve okunacak.


Seninle ilgili bir anımı paylaşmak isterim. 2007 senesinde Rock'n Coke müzik festivalinde Pentagram konserinin sonlarına gelmiştik. Saatler süren konserler art arda gelmiş, yorgunluk insanlarda etkisini yavaş yavaş göstermeye başlamıştı. Kimi şarkılara bir takım insanlar, bir başka şarkıya ise başkaları eşlik edebiliyordu, çünkü o kadar biliyorlardı. Fakat sen bizi o festival alanında ziyaret ettiğin anda yüzlerce kişi hep bir ağızdan en ufak bir takılma olmaksızın uzun ince bir yolda olduğumuzu hatırladık, büyüleyiciydi. Bir an durup baktım etrafıma bu kadar insan bir şarkıyı bu kadar uyumlu söyleyebiliyorsa bu senin büyüklüğünden olsa gerek diye düşündüm.

İşte böyle dedem 38 yıl sonra sen hala hatırlanıyorsun ve yıllar sonra bile hala hatırlanıyor olacağından hiç şüphem yok, en azından ben hayatta olduğum sürece ...


22 Mart 2011 Salı

Amatör Olmanın Dayanılmaz Hafifliği

Türk Dil Kurumu amatör sözcüğünü "bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, profesyonel karşıtı hevesli ve meraklı kimse" şeklinde tanımlıyor.

Dünyadaki hiçbir şey amatör olarak yaptığın şeyin tadını veremez. Biraz şanslı, becerikli ve istekli olan amatörler ilgilendikleri alanda profösyonelleşmiş olsalar bile, eğer amatör ruhlarını bir kenara bırakırlarsa yaptıkları işten amatörken aldıkları tadı asla alamazlar. Hangi alanda olursa olsun amatör olmanın dayanılmaz hafifliği, huzuru ve mutluluğu vardır.

Shaktar Donetsk...Geçen sene Uefa Kupası'nı kazandılar. Bu sene de Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final'de Barcelona'yla eşleştiler. Çeyrek Final kuraları çekilirken bir kaç Shaktar'lı oyuncunun hali:


Bu turu geçmelerinin çok zor olduğunun farkındalar. Oysa kimilerine göre gelmiş geçmiş en iyi takım olan 2010'ların Barcelona'sıyla oynamak büyük bir keyif. Ama onlar bu işten keyif alamayacak kadar profösyoneller.

Crawley Town....İngiltere 4. ligine çıkmak için mücadele eden ve geçtiğimiz haftalarda 4. lig'e çıkmayı garantileyen amatör lig takımı. Bu sene asıl büyük sürprizi dünya'nın en eski ve en köklü kupalarından olan İngiltere Federasyon Kupası'nda yaptılar. Kendisinden çok daha üst liglerde yer alan profösyonel takımları tek tek eleyip yarı finale kadar yükseldiler. Yarı finaldeki diğer 3 takım ise Arsenal,Manchester United ve 3. lig ekibi Leyton Orient'ti. Profösyonel düşünen herkes kurada Arsenal ve Menço gibi devler yerine dişine göre olan Leyton'u ister. Ama Crawley Town'lular "300 (Spartalı)" filminde komutan Leonidas'ın savaşmaktan anlamayan ama Sparta'ya yardım etmek isteyen kişiler için söylediği "hevesli amatörler"den başka bir şey değiller. O kadar hevesli ve deliler ki kurada büyük takım çıksın diye totem yapıyorlar ve sonrasında da bunu deli gibi kutluyorlar.

İyi ama bu delice sevinenler Crawley Town'lı futbolcular değil taraftarlar diyeceksiniz. Sizi temin ederim futbolcular da en az taraftarlar kadar kurada Manchester United'ı seçtiklerine sevinmiştir. Amatör olmak zaten taraftırlıktır, taraftar olmaktan kopamamaktır. Profösyonel olan biri asla taraftar gibi hissedemez.

Crawley Town kurada çok istediği Manchester United'ı seçtikten sonra kasabanın amatör gruplarından biri de enfes bir şarkı besteledi. Şarkı'da Manchester'lı Wayne Rooney ve Alex Ferguson dışında, önceki turlarda eledikleri büyük takımlara da mesajlar gönderiyorlar.

Yarı Final maçında deplasman'da, Old Trafford'da, 76 bin kişinin önünde belki de hayatlarının en önemli maçına çıktı Crawley Town'lu futbolcular. Herkes farklı kaybetmelerini bekliyordu ama onlar 1-0 kaybedip elendiler. Ama ne gam! Onlar hevesli amatörler. O sahada bulunan Manchester'lı oyuncular için sıradan bir maç olan o yarı final maçı Crawley'liler için torunlarına anlatacakları büyük bir destandı. Kupa'daki tek mağlubiyetlerini de final'de Arsenal'i yenecek olan Manchester'dan aldılar.