1 Mayıs 2012 Salı

Bizim Özkal Abi...

Şimdi siz benden Özkal Abi'yi anlatmamı isteyeceksiniz ama ben anlatamam ki.

Anlatamam ama madem bugün doğum günü ben de bir kaç arkadaşın yardımıyla belki onu biraz tarif edebilirim.

Özkal Abi, Ernesto Guevera'nın eli silah tutmayanı gibidir desem, hani bayramı kutlamak için nehiri yüzerek geçip cüzzmamlı hastaların yanına giden adam gibi.

Yok bu tam anlatamadı onu,

Özkal Abi için Saint-Exupery Küçük Prens kitabının başına bu adama adandığını yazsa hiç bir çocuk kızamaz ona; o kadar çocuktur yani...

Yine tam anlatamadım sanırım,

Özkal Abi de Nazım Ustanın o güzel sorusuna cevap veremez; bilemez hangisi daha uzak, böyle bir adamdır Özkal Abi...

Bundan da ötesi;

Hayalperesttir Özkal Abi, hayal kurar, kurmasını bilir, sever hepsinden de ötesi etrafını hayal etmeye sevk eder, ettirir...

Kısaca güzel adamadır bizim Özkal Abi...

21 Mart 2012 Çarşamba

Klip Çekme Sanatı

Geçenlerde TVde uzun zamandır denk gelmediğim Kylie Minoque'tan Come Into My World klibi takıldı gözüme. Zevkle izledim, eski günlerim geldi aklıma. Geçmişte izleyip çok beğendiğim klipleri yayınlamak istedim. İlk 5'i şu şekilde:

1-Scientist - Coldplay

2-The Reason - Hoobastank


3-Smack My Bitch Up - The Prodigy


4-Californication - R.H.C.P


5-Come Into My World - Kylie Minoque


9 Mart 2012 Cuma

Yalnızlık Allah'a Mahsustur

Asıl kim yalnızdır biliyor musun? Şarjı bir haftadır bitmemiş telefonunun mesaj kutusunda, geçen yıl semt polikliniğinden gelen "göz taraması" kampanya mesajını bile silmemiş insan yalnızdır. Eski mesajları silmediği gibi ara sıra açıp hepsini yeniden okur, her okuyuşta başka detaylar yakalar. Hımm bak o polikliniğin adı artık Şifa Klinik değil, geçen ay değiştirdiler.
Uzun zamandır cesaret edipte yapamadığı bir şeyi yapar, rehberden birine mesaj atar. Adrenalini sever aslında. Attığı mesaja cevap gelecek diye elinde telefon beklerken, tuşlara rastgele basıp ekran ışığını hep yanık tutar. Ara sıra parmağıyla ekranı temizler. Dokundukça daha çok buharlanır meret. Sonra belki gelmiştir de görmemişimdir diye mesaj kutusunu açıp bakar. Hala defalarca okuduğu aynı mesajlar orda. Cep telefonunu çıkaranların Allah cezasını versin.

www.siminya.blogspot.com adlı blogda 'no hope no harm' adlı yazıdan alıntıdır.


Devamı: http://siminya.blogspot.com/#ixzz1obms4Y98

20 Şubat 2012 Pazartesi

Gökyüzündeki Bütün Yıldızlar


Merhaba küçük dostum, yine bana sinirli sinirli bakıyorsun o mavi gözlerinle. Çok iyi biliyorum bana niye bu kadar sinrli olduğunu ama sen beni bir türlü anlamıyorsun. Hah işte sana her anlatmaya çalıştığımda böyle yapıyorsun; hemen sırtını dönüyorsun. Sana da hak vermiyor değilim hani; ne güzel günlerdi, seninle ilk tanıştığım günler, ben de senin gibi küçüktüm. Evet haklısın şimdi değilim ama sandığın kadar büyük de değilim. Tamam tamam kesmeden alatayim hikayemi, hikayemizi:

Ben de sen kadarken tanışmış ve çok iyi arkadaş olmuştuk. Ben de aynen senin gibi anlayamamıştım 'büyüklerin' davranışlarını, neden böyle hareket ettiklerini. Sen bana 'büyüme sakın' dedin, ben de 'tamam'. Evet çok net hatırlıyorum. Sonra birlikte çok güzel geçirmeye başladık. Sonradan sonraya ben büyümenin nasıl bir şey olduğunu merak ettim. Haklısın çokta gerekli bir şey değilmiş ama seni asıl şimdi analıyorum küçük dostum, o zaman fark edemediklerimi şimdi fark edebiliyorum. Sende anlamaya çalış beni n'olur. Yine başlama siz büyükler diye.

Daha sonra ben büyümenin cazibesine kapılmış ilerlerken sen beni hiç bırakmadın; liseye başladım yanımdaydın, sonra üniversite yılları sen hep oradaydın, askere bile benimle birlikte geldin; senin tabirinle büyüklerin işleri olmasına ve senin bunlardan nefret etmene rağmen.

Şimdi düşünüyorumda sen B-612 den hiç ayrılmasaydın ve o Fransız pilot ile hiç karşılaşmasaydın ben ne yapardım. Evet haklısın yine büyürdüm ama içimdeki çocuk, başucumdaki küçük prens öyle orda durup bana bakıyor olamazdı belkide. Bak aslında ben senin sandığın kadar büyümedim; toplumların bizlere giydirdiği karakterleri oynarken ben seninle bunları konuşabiliyorum.

Hadi boş ver bunları artık, söyle bakalım senin koyun büyüdü mü?
Tamam tamam şaka yaptım kızma hemen. Hadi gel hadi, senin koyuna yiyecek götürelim.

"bir yıldızda yaşayan bir çiçeği seviyorsanız, geceleyin yıldızlara bakmak hoştur. ve geceleri gökyüzüne bakarsın. herşeyin çok küçük olduğu gezegenimi gösteremem sana.. belki böylesi daha iyi. yıldızım senin için herhangi bir yıldız olsun. böylece gökyüzündeki bütün yıldızlara bakmayı seveceksin..."